Ana içeriğe atla

Ay Sokak

Yılankavi dolanan dar sokağın başlangıçından itibaren tek katlı veya iki katlı karşılıklı evlerin sıralandığı pencerelerden sıcacık komşuluk ışıkları sızıyordu. Arnavut kaldırımının geniş aralıklı taşlarının arasına topuklu ayakkabılarının topuklarını kaptırmadan yürüyebilmek büyük marifet isterdi. Eski Rum evlerinden birinde oturuyorduk o zamanlar. Dünyanın en sıcak komşusu Sevgi Teyzenin evinde. Duvarları taştan yapılmış oldukça kalın pencere pervazları olan bir evdi. Bahçeye açılan pencerenin önüne oturup mızıka çalmak en büyük keyfimdi. O küçüçük bahçede sokağın bütün çocuklarına yetecek kadar meyvesi olan kocaman bir erik ağacı vardı. Birde benim mızıkayla muhteşem görünüşüne fon oluşturduğum küçük şimşir.

Sevgi teyze dünyaya annelik yapmak için gönderilmiş bir kadındı sanki. Kendisinin iki çocuğu vardı. Kızı benim en yakın arkadaşlarımdan biriydi. Köyde yaşayan kız kardeşinin oğlunu da o okutuyordu. Onun öğretmen olmasında Sevgi teyzenin payı çok büyüktür. Birde karşı komşumuzun kızları ki onlarda yakın diğer arkadaşlarımdı. Anneleri onları küçüklerken terk edip gitmiş. Babalarıyla beraber yaşıyorlardı ama babaları işi gereği çoğu zaman evde olmuyordu. Sevgi teyze onlara da annelik yapıyordu hemde kendi kızından bile ayırmadan. Onların üzerinden de şefkatli anne elini hiç çekmedi. Muhteşem patlıcan böreği ve nohut böreği, kurabiyeleri, kekleri hiç bir zaman eksik olmazdı. Hemen her gün misafirleri olurdu, bize de bir parça ikramlıklarından mutlaka ayırırdı. Akşam yemeklerinden bir tabak da bize göndermezse içi rahat etmezdi. Onun meşhur çığırtma yemeğini de böylece tanımış oldum.
Ay sokağının en güzel bağıydı Sevgi teyze. İki, üç yıl kadar önce kendisini kaybettik. Gerçi o, ümit ettiği, özendiği hiç bir amacına ulaşamamış ve tüm ümidini yitireli çok olmuştu ama orada olduğunu bilmek bile ısıtıyordu hatıralarımı.
Bazı kadınlar anne olmak için geliyorlar dünya ya sanki. Benim annemde öyle kadınlardan birisidir. O da bütün ömrü boyunca ister yaşlı ister genç kim el istemiş ünlemişse koşup gitmiş el vermiştir. O bizim her türlü kaprisimize hala göğüs gerer ama bizde onun yamacından pek ayrılamayız. Tuhaf bir bağ, asla kopamayacağın, hep sığınacağın, kokusu burnunda hep tütecek olan. Şükür ki hayatta, yamacımızda, bu yazımı okuyamam ona, çünkü ağlar. Neyse tüm annelerin ve anne gibi hissedenlerin Anneler günü kutlu olsun! Sevgiyle kalın!
Annemden bulduğum fotoğrafım. Ay sokakta çekilmiş. Liseli günlerim, rüyalarımın eflatun zamanlarından. Ne keyif!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Koca Ateş Bey-1

Âdem:              Ah oğullarım, kızlarım           Sizler dünyanın efendileri           Yolların üzerindeki tüm ayrık otlarının zehirlerinin tatlarına bakanlar           Ne desem size bilmiyorum ki           Evlatlarım Avuçlarınızın içinde           Küçük  küçücük bir kuş pır pır etmekte           Onun kanatları altında bir hazine,           Hazinenin içinde küçük bir tohum           Tohumun içinde ufuklarınızı aydınlatacak ışık saklı.           Tüm lanetlere karşı      ...

Koca Ay Kadın-Af

               Gözleri bir tek kendi yüzlerine dönmüş olan nesiller,                Ağır ağır yalnızlıklarının kucağında, solup gideceklerdi.                Tüm ağulu gözyaşlarının bedelini ödeyecek olanlar                En büyük savaşın mağlup çocukları,                Benlerindeki âdemle kavga edeceklerdi.                          Yaşamlarını ölümün soğuk ve soluk yüzünün eşliğinde sürdüreceklerdi.                Tüm lanetlerin meydanında yaşarken öleceklerdi.  ...