Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

İzmir Halleri-1

İzmir hallerinden bir gündü. Sonbaharın ıslak serinliğinin yeni başladığı günlerden biri olmalıydı. Basmahane tren garından başlayıp, Çankaya'dan dolanıp Sevgi Yolu'ndan Kıbrıs şehitlerine bağlandığım yolun sonu illaki Alsancak tren garının yaşlı çay ocağında çaylanıp durağa yollanmakla sonlanmıştı. Eskiden Ahmet'le buluşurduk tren garlarının çay ocaklarında. O okuldan yeni atılmış bir sinemacıydı. Sevdiği kıza mektuplar yazıp dershanenin kantininde onu bekleyen biri. Sonra sevgili oldular, Ahmet onu sinemaya davet etmek istiyor ama parası yok, öğretmenlerden gidip para toplardı. Sinemaya sevgili davet etme parası. Ben çay ısmarlardım sadece ve kelimelerin inanılmaz gücünden söz ederdik. Güzel Sanatlar Fakültesine gidip dramaturji sınavları hakkında bilgi almıştık bir zaman. O sınava girdi ve kazandı ama ne yazık ki okuyamadı. Ben ise sınavlara girecek cesareti bulamadım kendimde. Çünkü hayata bağlandığım, benim olan tek nokta yazmaktı. Bu riske atabileceğim ya da bir sı...
En son yayınlar

Fatoşun Dünyası

Edebiyatla oluşur. Okuduğu romanlarıyla büyümüş biri. Telefonu açtığında bilirse arayan dosttur, şiirle selamlayı seven yalnız düşler düşkünü.  Kelimelerin büyüsünde dolaşır evreni. Söyleyecek derdi çok, anlatacak hikayesi çok, gördüğünü bildiğini toparlayıp sıra sıra dizecek dünyanın seyir defterine.  Hoş geldiniz Fatoş'un dünyasına.

Antaquia’ya zamanı

III. Zaman: İskenderin genarali zamanı......Antakya ismide bu dönemden kalma... Bu İ.Ö. 300’ler. İpsos savaşından sonra I. Nikator Seleukos, şehri şimdiki Samandağı bölgesinden Antakyanın bulunduğu yere taşır. Şehrin Adını, babasının yada oğlunun adını verir. Hikaye edilen dönemde kentin ilk Seleykos’u ve kurucusu ile  son kralı arasındaki olaylar konu edilmektedir....Döneme uygun bir çizgi izlenmiştir... Anlatıcı: Öldüğünde İskender Büyük imparatorluğunun Parçaları arasından Ayrı ayrı dünyalar doğmaktaydı Çiğneyip geçtiği ovaların ve nehirlerin kıyısında Onun tutkusunun bedelini ödeyenler Yeniden savrulmuşlardı, Artık korkuları kendi içlerini oymaktaydı. Büyük İskender ölmüştü, Şimdi kim kimden daha Büyük olacaktı. Kimin hükmü saracaktı zengin kıyıları Arkada kalanlar arasından Kim hangi kentin yazgısına dokunacaktı. Sıra savaşçılarındı. Oyun yeniden bozuluyor        ve Yeniden başlıyordu sonra. Şimdi Antaquia...

ANTAKYA ZAMANLARI

İlk Sahne:    Ayakları zincirle veya iple bağlı bir adam, Son çağın Hikâyesindeki adam ve kadın olabilir, perdenin açılmasıyla birlikte sahnenin bir ucundan öteki ucuna adımlarını zorla atarak veya sürükleyerek geçerler. Sahne arkasından bağlı oldukları ipler çekilerek ilerlemeleri güçleştirilir. Bu sürede tek bir ses duyulacaktır gerilerden. GEÇMİŞ ASLA BAĞLARINI KOPARMAZ GÜNDEN!!!!!!!!! Konuşmacı: bu tüm oyunu içeren bir anatıcı Ey masalı gerçeğe, Gerçeği masala benzeten kent! Kıdem atladım sevginde, sokaklarına bıraktım solukları,  Nehrinin nidasında sevdim su-yu , Yaşımı yaşamadıysam suçlu sensin Senin gibi hissetim hep zamanı, Zamanlı, zamansız sevdim sana dair olanı.... Benzersiz bir tarih sayıklarken geçmişin giz döken yüzünde, Bir biri ardına sıralanır aşk... Işık ekerken nehrin, Nadasa bırakılmış sol yanında illaki yeşerir sevda… Adamın kadına, kadının adama aşkı konuşulur... Bir konuk kılı kırk yararcasına yazar şirini, ş...

Mavi-Eflatun-3

Tek düze bir ritim. Mavi dalgın, eflatun beklemekte. Dalgaların sesi yavaştan hızlıya yavaşa Mavinin uyanışına, Eflatunun bekleyişine eşlik eder.            Mavi:  Kabaran denizlerin üstündeki köpükler tek tek yok oluyor.              Köpüklerin ardından saydam bir mavi;              Parıldıyor, ışık dibe iniyor;              Oynaşan balıkların yanına kadar çekiyor insanı.              Işık hızlandırıyor yolculuğu.              Dört bir yanın, üstün, altın Mavi.              Gözlerin uzakları aradığında           ...

Mavi-Eflatun-2

  İnceden bir müzik. Derinlerden sızan tiz bir çığlık gibi. Zirve noktasında sarsacak her bir kişiyi. Ağır ağır dinecek yine müzik. Sahnenin başından itibaren Mavi Ve Eflatun yüzlerini birbirlerine dönmezler. Aynı sahnenin üzerinde sırtları birbirlerine dönük kendi dünyalarının maceralarını anlatmaktadırlar. Geçişlerde yapılan danslarda sırtları birbirine dönük olmaları mekan vurgusunu artıracaktır. Mavinin kulağındaki bir sestir Eflatun, Eflatunun peşinde olduğu bir damla ışığın adı da Mavi. Mavi: Dünya ötesinde dünyalar,           Seni çağırmaya başladığında,           Geceleri, sularda denizkızlarının saçlarının dalgaları oynaşırmış.           Yaşlı denizci, kendisinden yaşlı türküsünü söylerken,           Kara suların büyülü ışıklarının oyunlarını seyrederdik.    ...

MAVİ VE EFLATUN

AYNA*3*: Zamanın hız kazandığı, karıştığı çağlar...:Mavi ve Eflatun Keşifler çağı sonrasında yeni buluşan kültürler, birbirleriyle etkileşen dünyaların dışındaki okyanuslar ötesi dünyaların buluşmasını konu alan bir öykü. Yüzyılların biriktirdiği acılar, savaşlar, hastalıklar, kıyımların ve bilginin önlenemez aktarımı ve gelişiminin çocuklarına seyr-ü seferlerin yolları bir bir açılacaktı. Bunlardan başka insanoğlunun ufuklarında şavkımaya başlayan çekici rüyaların cazibesi, umutları, düşleri güneşin doğduğu yöndeki limanlara doğru yolculuğunda cesaretlerinin yelkenlerini şişiriyordu. İşte bu zamanların ruhunu anlamaya çalışan bir öykü, Mavi ile Eflatunun öyküsü.                                    MAVİ VE EFLATUN Mavi:            Derinlerden uğu...