Ucuza yaşanabilir bu memlekette. Bir çay parasına yolculuk İzmir'in sığınaklarına. Yol parasını dert etmenize gerek yok. Yanınızda kitap taşıyınız, Kordonun denize dönen setlerine oturup ayaklarınızı denize sallayınız. Denizi seyredebilirsiniz bedavaya ama isterseniz Körfezin imbatına karşı kitabınızı da okuyabilirsiniz. Keyfi tarifsizdir. Burnunuzda iyot kokusu ve belki dünyaya açılan limanlara düş kuşlarınızı uçuruyorsunuzdur. İzmir sek haliyle çarpar insanı. Oluşundan ser-hoştur.
Cebinizde değil kafanızda taşırsanız zenginliğinizi İzmir açar size kollarını. Basmahane'nin arka sokaklarında da dolaşın derim. Eski kahvelere gidin. Yakaladığınız hikayelerden renkli düğmeler dikin yeleklerinize. Sokaklarda dolaşan deliliğe vurmuş yalnızlara rastlarsanız, ellerinden tutun, çocuklarım diye sarılırlar size. Kaybediş öykülerini anlatırlar. Sonra eski ustaların bulunduğu bir dükkandan içeri girin. Eminim Anadolu'nun bilge insanlarıyla karşılaşırsınız. Size ağzınızı açık bırakacak insanlık dersi verebilirler. Nerelisin bey amca diye sorarsanız, dünyalıyız be evladım deyiverirler. İzmir bu oluşundan mıdır nedir, suyundan mı havasından mı, kadim bilgeliğin dilini ararsanız bulabileceğiniz nadir yerlerden biridir.
Yorulduğunuzda eve dönmek için otobüs beklerken düşünmeyin bilet param var mı diye. Eğer yoksa otobüse dönüp bir seslenin yolculara. İçlerinden bir kaçı sizin için otobüs biletini karşılamak için atılacaktır. Vakur tavrınızla teşekkür etmeniz yeterlidir. Başka bir şey beklenmez ama ben eğer çantamda kitabım varsa dönüp hediye etmeyi tercih ederim böyle bir durumda.
-Ben okumuştum zaten, sizin olsun; demeyi tercih ederim. O kitap Picasso ile Yaşamak bile olsa, tamamını okumamış bile olsam, zamanı gelmiş kitapta yolculuğuna koyulsun derim. kitapların sahipleri olabileceğine inanmam. Kitapların okuyucuları vardır ve yollarda bulurlar birbirlerini. Bir gün o kitabın bana geri döneceği umuduyla. Kimdeyse otobüste bilet karşılığı hediye edilen Picasso ile Yaşamak adlı kitap bir gün bana dönecek umuduyla, döngüye, selam ola!
Cebinizde değil kafanızda taşırsanız zenginliğinizi İzmir açar size kollarını. Basmahane'nin arka sokaklarında da dolaşın derim. Eski kahvelere gidin. Yakaladığınız hikayelerden renkli düğmeler dikin yeleklerinize. Sokaklarda dolaşan deliliğe vurmuş yalnızlara rastlarsanız, ellerinden tutun, çocuklarım diye sarılırlar size. Kaybediş öykülerini anlatırlar. Sonra eski ustaların bulunduğu bir dükkandan içeri girin. Eminim Anadolu'nun bilge insanlarıyla karşılaşırsınız. Size ağzınızı açık bırakacak insanlık dersi verebilirler. Nerelisin bey amca diye sorarsanız, dünyalıyız be evladım deyiverirler. İzmir bu oluşundan mıdır nedir, suyundan mı havasından mı, kadim bilgeliğin dilini ararsanız bulabileceğiniz nadir yerlerden biridir.
Yorulduğunuzda eve dönmek için otobüs beklerken düşünmeyin bilet param var mı diye. Eğer yoksa otobüse dönüp bir seslenin yolculara. İçlerinden bir kaçı sizin için otobüs biletini karşılamak için atılacaktır. Vakur tavrınızla teşekkür etmeniz yeterlidir. Başka bir şey beklenmez ama ben eğer çantamda kitabım varsa dönüp hediye etmeyi tercih ederim böyle bir durumda.
-Ben okumuştum zaten, sizin olsun; demeyi tercih ederim. O kitap Picasso ile Yaşamak bile olsa, tamamını okumamış bile olsam, zamanı gelmiş kitapta yolculuğuna koyulsun derim. kitapların sahipleri olabileceğine inanmam. Kitapların okuyucuları vardır ve yollarda bulurlar birbirlerini. Bir gün o kitabın bana geri döneceği umuduyla. Kimdeyse otobüste bilet karşılığı hediye edilen Picasso ile Yaşamak adlı kitap bir gün bana dönecek umuduyla, döngüye, selam ola!

Yorumlar
Yorum Gönder